3 orta boy patatesi kalın kalın dilimleyin. bir kapta bir kaşık yağ biraz tuz ve eğer seviyorsanız çeşitli baharatlarla patatesleri karıştırın. fırının alt ızgarasına ya da üst ızgarasına direk yerleştirin. sadece patateslerin çok birbirine yapışmamasına özen gösterin. çünkü konveksiyon fırın içerisinde dolaştırdığı havayla yiyecekleri pişiriyor. dolaşan hava kesintiye uğrarsa tam pişirmeyebilir.
hiç yağ ve baharat kullanmadan da lezzetli patatesler pişirebilirsiniz.
bartum 2,5 yaşında ama çok iyi konuştuğu söynenemez. anlatmak istediği herşeyi anlatabiliyor olması belki onu tembelleştiriyor. bilemiyorum.
anlatacağım olay henüz bu öğlen gerçekleşti.
bartu son zamanlardaki gibi anne pişi pişi dedi, yani anne kedi ol. olduk. o da kolunu boynuma dolayıp beni yapbozlarının başına götürdü. derdi anlaşılmıştı, yapboz oynayacaktık. fırsattan istifade soğuyan çayımı bari içeyim dedim bardağımı da yanıma aldım. bir süre sonra babası namazdan geldi. kapıyı açmaya kalktım bardağım bartunun yanında kaldı.
eşim girdi içeri derken arkamdan bir süre sonra bartu da geldi ve babasına hitaben anne ça hüp diyerek ters çevrilmiş içi dolu yapbozo uzattı. türkçesi baba çay iç oluyor.
ben de dedim ay görüyor musun çocuk sana çay ikram ediyor. eh babasıda sevinç gösterileriyle aldı yapbozu. yıldız bu su mu dedi. çay herhalde bardağım içerdeydi dedim ama baktım bardakta azalma yok ama yerler ıslanmış.
minik paşa çay diye yapboza ve yerlere yaptığı çişinden getirmiş babasına hediye. biraz daha büyürse bize neler yapacak kestirmek zor.
tuvalet eğitimini tamamladık sayılır ama bu biraz işin suyunu çıkarma versiyonu. yoksa işine gelince çiş de diyor çi da da diye şarkı da söylüyor.
bahar geldiğinde iki kırlangıç balkondaki yuvayı tamir edip yerleştiler. 3 tane de yavru yaptılar, 3 olduğunu biliyoruz çünkü aşağı üç yumurta kabuğu düşmüştü. bu tatlı komşularımız yuvalarını tertemiz tutuyorlar zira gübrelerini daima balkona bırakıyorlar.
baktım balkonumda güneş şahane, her gün beleş organik gübre üretimi de var balkonda tarıma başlayayım dedim. maksat bartuma az da olsa gerçek hormansuz gübresiz ilaçsız sebze meyve yedirebilmek. 3 saksı aldım. biri maydonoz ve dereotu diğeri maydonoz salatalık ve çilek sonuncusu da soğan ve salatalık saksısı oldu. şimdi bu şahane sisteme iki minik civciv de eklendi. onların da çok önemli bir görevi var: balkonun köşesinde kalan su birikintisine doluşan böcükleri yemek ve ek olarak da ekstradan gübre...
velhasılı minik bir botanik ya da minnacık bir ekosistem var balkonumda. hayata minik bir mola tadında...
kpss baharları ve kışı kapsayan bir kabustu ve bugün bitti.
ya da bitmedi. çünkü kendimi rahatlamış hissedemiyorum. oysa ne zamandır şu sınav bir bitse rahatlayacağım diyordum. sabahki sınavımın kötü olmasının kesinlikle etkisi var...
içimde bir parça yalancı umut ve bol miktarda da umutsuzlukla puanımı bekleyeceğim şimdi. bu da yeni bir kabus.
gerçi sorular açıklanınca az çok belli olur ak koyun kara koyun ama bakalım sorulara bakacak cesaretim olacak mı?...
kireç önleyici deterjan ve yumuşatıcılara her ay ne çok para ödüyoruz. ve bunların tamamı kimyasal ne gibi zararlarının olduğundan haberimiz yok
yoğun çabalar sonucu bir calfix aldım ve şimdiden çok faydasını gördüm
öncelikle zararlı kimyasallar en aza inmiş oldu artık makinamın gözüne sadece bir çay bardağı deterjan koyuyorum. hepsi bu. kireç çözücü ve yumuşatıcıya gerek yok. bunlara ödediğim param da cebimde kaldı. doğaya gönderdiğim bi yığın zararlı atık minimuma indi.
çamaşır makinası yeni ve/veya suları çok sert olmayan ailelerde deterjan tasarrufunun %90 a kadar azaldığıyla ilgili yorumlarda var. inanırım.
normalde bir su bardağından daha fazla deterjan kullandığım temizliğe şimdi bir çay bardağı deterjanla ulaşıyorum.
harika kokusu ve %100 yerli olması da artıları arasında. manyetik yapısıyla makinenin tamburuna yapışıyor. böylece takır tukur ses de çıkmıyor
5 yıl garantisi ve 550 gün iade garantisi olan calfix i herkese öneriyorum.
« Önceki ::